[ X ]

Eğitimde
Güzel Örnekler

  • Ayna Projesi
  • Ayın Konukları
  • Diline Sahip Ol !
  • Ödüllendirme Projesi
  • İyilik Kutusu
  • Mavi Kart
  • Maarif Projeleri
  • Nevruz
  • Oyun Bahçesi
  • Okul Kantininde Meyve
  • Sabah İctiması
  • Sürekli Sergi Salonu
  • Veli Kaynak Kitabı


  • Okul Gelişimi


  • Sözlü Notunuz 100

    Sözlü Notunuz 100
    PROJENİN ADI: DİSİPLİN YÖNETMELİĞİNE İHTİYAÇ DUYMAYAN OKUL”
    PROJENİN AMACI:ÖĞRENCİ-ÖĞRETMEN  DİYALOĞUNU GELİŞTİRMEK,OTO KONTROLÜ SAĞLAMAK,DİSİPLİN  YÖNETMELİĞİ MADDELERİNİ  OKULDA GEÇERSİZ KILMAK,OKUL BAŞARISINI ARTTIRMAK.
    PROJEYİ HAZIRLAYAN:ACIPAYAM ANADOLU LİSESİ EDB. ÖĞRT. ALİ BAĞÇELİ
    PROJENİN YÖNTEMİ:  Öğretmen sene başında,okulun açıldığı ilk hafta içinde  dersine girdiği sınıflardaki öğrencilere  kendi dersinden sözlü notu olarak “100” verdiğini söyler.Fakat bu 100 puanı koruma, “sermayeyi tüketmeme” sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu belirtir.Aslında bu bir öğretidir,hayatın ta kendisidir.Doğduğumuz andan itibaren önümüzde bizim için biçilmiş bir ömür vardır.Bu ömür sermayesinin  ne şekilde harcanacağı ilkesi,özgürlüğü kişinin kendisine aittir.Kimi zaman yanlış yapar,misyonunu yerine getirmez, böylelikle  sermayeye yüklenmiş olur.
    Hayatta herkesin bir misyonu vardır veya olmalıdır İnsanlar hayata en güzelini başarmak için gelirler Başarabilmek için iyi yetişmek gerekir İyi yetişmek de verimli bir eğitim ve mükemmel bir çalışma ile gerçekleşebilir Başarıya giden yol, programlı çalışma, düzenli olma ve öğrenilenleri tekrar ederek uygulamadan geçer İşte  bu amaçlara ulaşmak bu proje ile mümkün olacaktır.
    Çevremize göz attığımızda hemen fark ederiz ki; başarılı insanlar belli bir plân ve program dahilinde çalışan disiplinli insanlardır Bunun aksini düşünmek mümkün değildir Hiçbir durum karsısında kararsız kalmazlar Çünkü kararsızlık ve ne yapacağını bilememe insanları korku, endişe ve başarısızlığa iter Şüphesiz hayatımızın her anı güzellikler ve iyiliklerle dolu değildir Mutlaka sıkıntı, problem ve tabii ki sorumluluklarımız vardır Bunların üstesinden gelmek için mücadele kaçınılmazdır   Ancak hiçbir şey, sonunda bize kazanım sunmayan endişelerle dolu bir dünyada yok olup gitmemize değmez Mutlaka her zorluğun bir çıkışı, her karanlığın bir aydınlığı vardır Geleceğe yönelik muhtemel kötülük ve olumsuzlukları düşünmek, bugünümüzü kendi isteğimizle yok etmemize sebep olabilir Bu noktada stratejik hareket etmek gerekir
               Endişe içinde olmak insanın doğru düşünme ve sağlıklı karar verme yeteneğini köreltir Endişeden kurtulmada inancın hissedilir bir yeri vardır İnançlı insanlar endişeleri de yenebilecek güce sahiptirler Belli bir iradî güç gösterebilen kişi artık programını yapabilir Çünkü hedefi bellidir İkinci adım belli program çerçevesinde bu hedefe ulaşmak olmalıdır
               Plânlanmış programlanmış hayatta dirlik, düzen ve başarı vardır Mutluluk da ancak başarı sonrası erişilecek bir değerdir Etkili ve verimli öğrenmenin temelinde de planlı ve programlı çalışma yatar "Beş N Bir K" kuralı diye bilinen, neyi, nerede, ne zaman, nasıl, niçin yapacağını bilen kişi doğru karar verir ve hedefe erişir Bu projede amaç öğrencilerin öz denetimlerini sağlamalarına yardımcı olmak ve bu konuda onları isteklendirmenin yanında yönlendirmektir.
                Her şeyin ötesinde şunu kesinlikle bilmeliyiz  ki, öğretmenler olarak  okulda derslerimizde geçirdiğimiz sürenin ne kadar olduğu değil, çalıştığımız zaman sonunda elde ettiğiniz verim önemlidir Hedef ve gayemiz  verimli çalışma ve netice almak olmalıdır Günde yedi saat ,haftada otuz saat dersimiz olabilir ;ama  hakkıyla çalışmak sonrasında elde ettiğimiz verimlilik ne kadardır?  Bu değerlendirmeleri yapmak, bizlere emanet edilmiş sevgili öğrencilerimizi doğru şekilde  yönlendirmek biz öğretmenlerin elindedir.Çünkü “zaman,ilim ve insan” çok önemlidir.

    "İlimde bir tat var ki, hiçbir şeyde o tat yok
    Allah'ın huzurunda âlimden makbul zat yok"


    İlmin ve âlimin önemi böylesine ortadayken, gerekenleri şânımıza yaraşır şekilde yapalım.
     
             Elimizdeki değerlerin farkına  varmanın ne derece önemli olduğunu herkes takdir edecektir. Aile
    miz  bizlere verilmiş bir “100” puandır. Anne,baba ve kardeşlerimizin değerlerini bilmek  zorundayız.
    Hata yaparsanız sermayeden yemiş olursunuz. Sağlığımız bize verilmiş bir “100” puandır.Onu doğru şekilde korumak için yaptığımız her yanlış davranış, sağlık sermayesini tüketmektedir. Örnekleri çoğaltmamız mümkündür.Bu hayat öğretisi öğrencilere anlatıldıktan ve onların bu projeye ilgisi sağlandıktan sonra ayrıntılara geçilir.
     
    Bu proje iki aşamalıdır:   A ) Öğretmenin öğrenciyi değerlendirmesi
                                           B ) Öğrencinin öğretmeni değerlendirmesi
     
             Öğretmen , öğrenciyi değerlendirmek için kendisine bir “Öğrenci Değerlendirme Formu” hazırlar Örnek form, aşağıdaki  gibi olabilir.Bu formda  her öğrencinin ismi ve hangi maddelere göre değerlendirileceği, kendisinden yaptığı yanlış sonrasında kaç puan eksileceği bellidir. Derse öğretmenden sonra giren öğrenci , sermayesinden “2” puanı sildirmiş ve sözlü notunu ne yazık ki 98’e düşürmüştür.Bu bir örnek sadece.Öğrenci Değerlendirme Formu’ndaki maddeler ve o maddelerin ağırlıklı puanları kişilere göre farklılık gösterebileceğinden öğretmenler tarafından değiştirilebilir.
             Öğrencinin öğretmeni değerlendireceği formu öğrenciler kendi aralarında hazırlarlar. Tabii ki öğretmenin görüşünün de alınması gerekir ;çünkü bazen öğrenciler insaf ölçülerini aşabiliyorlar.Burada hangi maddelerin olacağı ve bunların kaç puana karşılık geldiğini öğretmen de bilmelidir. Hangi kurallar öğrenciler tarafından önemsenmektedir? Bu sorunun cevabına göre hareket etmek niçin önemlidir?Öğrencilerin beklentilerine uyan bir öğretmen, aslında dolaylı olarak şu iletiyi öğrencilere göndermektedir: “Benim için sizler önemlisiniz.Disiplinin sağlanmasında ve öz denetim konusunda  ben de sizler kadar gayretli ve istekliyim.Bu konuda kurallar sadece sizler için olmamalı.” Örneğin öğretmen o gün sakal tıraşı olmadan sınıfa girmişse , öğrenciler  öğretmenden hemen “2” puan indirirler.Öğretmenin puanı da “98”e inmiştir.Derse öğretmen zilinin çalmasından sonra girmişse “2” puan daha indirirler. Öğretmenin puanı da “96”ya inmiştir. Bizim de puanımızın inmesi , ayrıca öğrencilere söylediklerimizden farklı davranmamız bizi daha dikkatli olmaya sevk edecektir. Bu projede amaç, içten kontrollü,özdenetimini yapabilen öğrencilerle başarıyı arttırmak ve disiplin yönetmeliğine ihtiyaç duymayan bir okul ortamını  öğretmenlerin değerli ve istekli katkılarıyla sağlamaktır.
     
              Değerli arkadaşlar! Disiplin , çocuğu baskı altına alıp onu yönetmek değildir. Disiplin, çocuğun kendi özdenetimini yapabilecek bir seviyeye gelmesi, dışarıdan herhangi bir uyarıya gerek kalmadan bazı kurallara kendi kendine uyması demektir.
             Uygulama tarzına göre, disiplini iki boyutta değerlendirmek mümkündür. Bunlar dış kontrollü disiplin ve iç kontrollü disiplin (öz denetim)
             İç kontrollü disiplin, yani öz denetim, kişinin bazı kuralları benimsemesi ve dış uyarılara gerek kalmadan bu kurallara kendi kendine uyması veya uygulamasıdır. Kısaca, çocuğun kendi kendini yönetme yeteneği kazanması sağlamaktır. Esasen disiplin uygulamalarıyla varmak istenilen hedef budur. Çocukların kuralları benimsemeleri, ne yapıp ne yapılmaması gerektiğini bilip kendi kendilerine yapmaları, sürekli uyarı ve ikaza gerek kalmadan görevlerini yerine getirmeleri elbette önemlidir.
             Anne-babasının yanındayken, dayak ya da ceza korkusuyla sesi kesilen, anne-baba kontrolü kalkınca çığırından çıkan çocuk, bu özdenetim yeteneğini kazanmamış demektir. Diğer bir ifadeyle, doğru olanla , olmayanı özüne sindirememiştir. Ancak bu durumun çocukta bir ölçü de olağan olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü çocuk, doğruyu yanlışı, öğrense bile, davranışlarını buna göre ayarlaması zaman alır. Bu sebeple ilk yaşlarda ana-baba kontrolü kaçınılmaz olmaktadır. Çocuk zamanla kendi isteklerini ve dürtülerini dizginlemeyi öğrenir. Yer, zaman ve şartlara göre neyin doğru neyin eğri olduğunu, kendisi tespit edebilir. Ancak arada bir yanılması da normal sayılmalıdır. Ceza korkusuyla da davranışlarına çeki düzen verebilir. Ancak sağlanan düzen sürekli olmaz. Bu sebeple çocuk eğitiminde ceza korkusu hiçbir zaman ön sırada yer almamalıdır. Düzenli ve sorumlu davranış öncelikle anne baba ve çocuk arasındaki anlayış ve güven temeline dayanmalıdır. Anne-baba ve çocuk ilişkisinde bu temel nitelik yoksa, tartışılan bütün yöntemler etkisiz kalır .Yanlışlarının veya eksiklerinin öğrenciler tarafından değerlendirilmesine  fırsat veren öğretmen ,aslında bu anlayış ve güven  temelini oluşturmak için bir adım atmıştır.Bu özdenetim örneği öğrenciler için bir model olacak ,söylenenlerle yapılanların örtüştüğünü fark edecektir.Bu davranış şekli de bir hayat öğretisidir: “Söylediklerinle yaptıkların birbirine uymalı” Esasen güven ve anlayış ortamında sert ve aşırı yöntemlere gerek kalmaz. Arada bir beliren çocuksu yaramazlıklar kesin ve tatlı-sert yaklaşımlarla ele alınıp kolayca düzeltilebilir.
             Otorite için güce gerek yoktur;
             Anne – babalar öğretmenler “peki otoritemizi hiç kullanmayacak mıyız?” diyebilir. Sanki aniden ellerinden bir silah alınmıştır. Tabi ki kullanacak, ancak otorite, alışılagelmiş anlamda korkutarak, saygı elde eden çatık kaşlı bir güç değildir. Gerçek otorite, bir konu hakkında bilgi sahibi olan bir kimsedir. Mesela, bu kişi hukuk alanında bir otoritedir, deriz. Yani bu konuda bilgili, tecrübeli, güvenilir bir kişidir demeye getiririz. Ona danışır, sözünü dinleriz. Bir konuda otoriter olmak için yüksek tahsil yapmak şart değildir. Bir bahçıvan da bahçe, ekim, çiçeklik konusunda otoritedir, yani söz sahibidir. Ona başvurur danışır, fikrini sorar, sözünü dinleriz. İşte ev içinde de,okul içinde  de varmak istediğimiz gerçek otorite budur. Çocuğun sözüne ve fikrine güvendiği, baş vurduğu ve sözünü dinlediği kişi . Korku sebebiyle değil de bilgi, güven ve saygı sebebiyle. Dolayısıyla evde disiplini sağlamak için salt otorite ve güç kullanamaya gerek yoktur. Bu konuda bilgili olmak, bilinçli hareket etmek, tutarlı davranmak, aynı zamanda da sabırlı ve hoşgörülü olarak onu desteklemek yeterlidir. Bu tür yaklaşımla özdenetim daha sağlıklı ve kalıcı bir şekilde elde edilir.
             Çocukların kurallara ihtiyacı vardır.
             Esasen herkes gibi çocukların da kurallara ihtiyacı vardır. Bunu bir trafik sistemi ile örnekleyebiliriz. Trafiğin nasıl işlediğinden haberi olmayan bir sürücü arabasına binip yola çıktığında, yolun sağından gideceğine solundan gidebilir, aşırı hız yapıp olmayacak sokaklara girebilir ve neticede trafiği alt-üst eder, kaza yapar ve pek tabi cezalandırılır. Buna engel olmak için trafiğe çıkmadan önce, bütün sürücüler trafik kurallarını öğrenir, neyin yapılıp neyin yapılmadığı benimser, hatta bu prensip ve davranışları deneyerek öğrenme devresinden geçerler. Bunun için de bir süre yanlarından tecrübeli sürücü oturup onlara yol gösterir.
             Bu örneği ev içine aktarırsak, ev içinde hareket etmeye başlayan çocuk, ne yapacağını ve nasıl hareket edeceği, yani evin kuralları hakkında eğitim (açıklama) görmemişse haliyle yanlışlar yapacak ve bu sebeple ikaz edilecek veya cezalandırılacaktır.  (kızma, bağırma vb.) Çocuk deneme ve yanılmalarla, ne yapıp yapmaması gerektiğini öğrenecek ama her zaman sebebini öğrenemeyecektir. Bu projedeki amaçlardan birisi de sınıf içi kuralları belirlerken öğrencilere ihtiyaç duydukları kuralları vermektir.Çünkü çocukların, öğrencilerin  kurallara ihtiyacı vardır.
                Özdenetim eğitiminde ilk temel yaklaşım, çocuğa ne yapıp, ne yapmaması gerektiğini açıklamak, ona yol göstermek yani trafikte olduğu gibi onu, eğitimden geçirmektir. Yani temel ilke,  prensip ve beklentileri açıklamak, ikinci temel ilke ise desteklemektir. Yani sürekli çocuğun kabul edilmez davranışlarına olumsuz tepki göstermek yerine, kabul edilir davranışlarını da takdir edip, pekiştirmek hiç değilse bu yoldaki çalışmalarını övmek ve desteklemektir. Sadece olumsuz tepkilerle büyüyen çocuklar, bir süre sonra isyan eder, karşılık verir, söz dinlemez olur ve daha da önemlisi hayat heveslerini yitirir, kendilerine güvenmez ve küskün olurlar. Bunun karşılığında, kabul edilir davranış ve çabaları takdir gören çocuklar, daha hevesli, mutlu ve güvenilir hareket eder ve daha kolay söz dinlerler.Çocuk eğitiminde bu şekilde olan  ilmî gerçekler,eğitim ortamında farklı mıdır? Tabii ki hayır.
     
    AŞAĞIDAKİ ÇİZELGE, ÖĞRENCİ DEĞERLENDİRME TABLOSUDUR.GELİŞTİRİLMEYE AÇIKTIR.HER ÖĞRETMEN ÖLÇÜTLERİNİ KENDİNE GÖRE DEĞİŞTİREBİLECEĞİ GİBİ,
    ÖLÇÜTLERİN PUAN DEĞERLERİ ÜZERİNDE DE OYNAMALAR YAPABİLİR.BURADA ESAS OLAN , ÖĞRETMENİN KENDİSİNİN DE ÖĞRENCİLER TARAFINDAN BELLİ KRİTERLERE GÖRE DEĞERLENDİRİLMEYİ KABUL ETMESİDİR.UNUTMAYALIM Kİ, İYİ BİR ÖRNEK HERKESE İLHAM KAYNAĞI OLABİLİR;KÖTÜ BİR ÖRNEK İSE HERKESİ ÇARPITIR. 
    Çizelge için
    Ali BAĞÇELİ
    edebiyatogretmeni.net
     
     
    DİSİPLİN YÖNETMELİĞİNE İHTİYAÇ DUYMAYAN OKUL, sözlü notunuz 100
    Çizelge için
     
     
    Sitedeki projeleri alıp kullanmak, yayımlamak serbesttir.