Efkan Doğan
Ana Sayfa
İletişim
AB GENÇLİK PROGRAMI
Açık Hava Resim Sergisi
Akıllı Sınıf
Askıda Kitap Projesi
Ayın Konukları Projesi
Ayna Projesi
Bana Bir Öykü Anlat
Bilgi Kartları
BİLSEM
Bir Varmış, Bir Yokmuş
Camlı Sınıf Kapıları
Danışmanız Biz
E-Sergi Salonu
Eğitimde Alternatif Uygulamalar
Eğitimde Güzel Çalışmalar
Eğitim Reformu Girişimi
Eğitimcinin Karesi
Eğitimde Kalite Ödülü
Ezbersiz Eğitim
Gönüllü Kütüphaneci
Gördüklerim, Çektiklerim
Günün Sözü Projesi
Hadi Gali Gel de Beraber Okuyalım
İyilik Kutusu
Kelime Hazinesi Kutusu
Maarif İlköğretim Okulu Projeleri
Manili Karne Görüşleri
Mavi Kart
Müzede Eğitim
Müzikli Tenefüsler
Ney ve Su Sesiyle Ders
Nöbetçi Öğrenci Talimatnamesi
Örnek Tören: Nevruz Töreni
Okul Bahçesinde Oyun Parkı
Okul Kantininde Meyve
Okul Televizyonu Projesi
Ödüllendirme Projesi
Öğrenci Duvar Resimleri Sergisi
Öğretmene Karne
Öğretmenin Sitesi
Öğretmen Gelişim Kitaplığı
Örnek Öğretmenler, Örnek Okullar
Sabah Sohbetleri
Sanat,Tarih, Fen Koridorları
Sınıflararası Kültürel İkram
Sosyal Sorumluluk Projesi
Stadyumda Yapılan Törenler
Sürekli Sergi Salonu
Proje Paylaşımı Projesi
Sınırlarınızı Genişletin
Sınıfına Sahip Çık
Sizin Projeleriniz
Sözlü Notunuz 100
TABİP
Ülkelerin Eğitim Sistemleri
Veli Kitabı Projesi
Veli Eğitimi Projesi
Kahramanlarımızı Unutmayalım
Barış Manço'nun eğitici şarkıları
 

Gönüllü Kütüphaneci

Gönüllü Kütüphaneci

Sabahattin Öztürk
Okuma sevgisinin aşka dönüşmesi 1952-1957 arasına kadar uzanır. Bu sürede 100 ün üzerinde roman ve hikâye okudum. Yerli yabancı yazar ve eserlerini o zaman tanıdım. Derslerimi aksattığı için okumayı azalttım, ama kitap almayı hiç aksatmadım ve hala devam ediyorum.

29 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca öğrencilerime niçin okumaları gerektiğini ve hangi eserleri okuyacaklarını anlatmaya çalıştım. Çalıştığım okulların kütüphanelerini zenginleştirmek için kampanyalar düzenledim. 1992 senesinde emekli olunca yalnız okuyacağım derken 3 sene bir vakıfta 5 yıl da evimize bitişik yeşil sahada 350 adet çiçek türü ağaç yetiştirmek için çalıştım ve okuma planımı erteledim.

2004 yılında dizlerim rahatsızlaşınca bütün zamanımı okumaya ayırdım. Sadece kendim okuyor sohbet sırasında meraklı olanlara bölümler aktarıyordum. Gençlerden bazıları kitap okumak istediklerini belirttiler. Fakat onlara verdiğim eserler onlara ağır geldi. Bunun üzerine yeni basılan ve kampanyalı eselere ulaştım. Onları önce kendim okudum ve okumak isteyenlere ulaştırdım. Bir anda okuyucu sayısı 50'ye ulaştı. Onlarla diyalog kurarak istedikleri eserlere ve konulara ulaşmaya çalıştım. 5 yıldır haftanın dört gününü onlara ayırdım.

Her meslekten okuyucum oldu. Çalıştıkları işyerine uğrayıp okudukları eserleri alıyor yenilerini verip deftere kaydediyordum. Bugüne kadar 8 ajanda düzenledim. Hiçbir ücret almadığım için bugün okuyucu sayım 600 ü geçti. Ben sadece gruplara ulaşıyorum ve her grupta 2 ile 10 kişi var. Hangi yazarların hangi eserleri bizde mevcutsa onları liste halinde fotokopi yaptırarak 200 ün üzerinde listeyi okuyuculara ulaştırdım. Bugün eser sayımız bini geçti. Şu anda 300 eseri okuyan ve devam eden okuyucularım var. Çeşitli nedenlerle ayrılan yüz gruba dört bin eser verip geri almışım. Onların seviyelerine uygun eser tavsiye edebilmek için eserlerin 500 ünü okudum. Okuyucu bizim seçmemizi istiyor. Bu da isabetli oluyor.

Beş yıllık tecrübe sonunda tespit edebildiklerim şunlar:

1)Okutmaya roman ve hikayeyle başlatmak günde on sayfa okuyarak ayda iki kitap bitirebileceklerini empoze etmek gerekiyor. Daha sonra günde bir kitap bitirenleri gördüm.

2)Elli eserden sonra araştırma inceleme eserlere geçilmesi ve arada yeni roman ve hikayelerin okunması sağlanmalı.

3)100 temel eser ve kampanyalı eserler okuyucuyu teşvik etmiştir.

4) Eserlerin basımında albenisi, konunun sadeliği, akıcılığı, dizaynı son derece önemli. Yıllar önce basılan eserleri anlamıyor ve okumak istemiyorlar.

5) Rehberlik yapanın eserleri okuması, güvenli olması, art niyetinin olmadığını, hiçbir maddi menfaat beklemediğine okuyucuları inandırması gerekiyor.

6) Aile içinde okuyan varsa çocukların da okuduğunu, bilhassa annelerin çok etkili olduğunu gördüm.

7) Anne ve anneannelerine, anaokulundaki çocuklarına her akşam basit 2 hikaye okuyarak diyaloglarını devam ettirmelerini söyledim. Onların birçoğu bugün benim okuyucum. İlköğretim 4. sınıfta olan bir tanesi 100 ün üzerinde eser okudu.

8) Eser okuma sayıları arttıkça sosyal yönlerinin geliştiğini, insanlara ve olaylara bakışlarının değiştiğini, öğrenci ise derslerine, severek ve anlayarak çalıştıklarına şahit oldum.

9) Nazilli'de okuyan bir öğrencinin vasıtasıyla bir dağ köyüne gönderdiğim 164 eserin 2 sene içinde 8 kişi tarafından okunup iade edilişine hiç kimse inanamadı. Yine bir köy ilköğretim okuluna hediye olarak gönderdiğim 25 adet yüz temel eserden sonra kısa zamanda kitap sayılarını 3500 e çıkardıklarını söylediler. Yine bir dağ köyüne gönderdiğimiz 15 eserin nasıl 500 e ulaştığını öğretmenin ağzından dinledim.

10) 5 yıldır maaşımın yüzde 10 unu bu hizmete ayırıyorum. 72 yaşında olduğum için hayli yoruluyorum. Ama okuyucularımın mutluluklarını gördükçe ben de çok mutlu oluyor her şeyi unutuyorum. Yazarların, yayın evlerinin, kitap satıcılarının ve okuyucularımın kitap destekleri ayrıca takdire değer ve onların her birine ayrı ayrı teşekkür borçluyum. Bu gençleri okutabilmek için herkesin bir şeyler yapabileceğine kesinlikle inanıyorum.


Alıntı: Yazının tamamı için tıklayınız: Emekli işte böyle olmalı! Hayrettin Karaman, www.yenisafak.com.tr

Bugüne kadar 79913 ziyaretçi (149208 klik) burdaydı!